İçeriğe geç
DOLAR49,65
EURO55,60
STERLIN66,53

MASKELERDEN SIYRILARAK: ATATÜRK'Ü İÇSELLEŞTİRMEK

Maskelerden, ezberlerden ve o ağır resmi tören cümlelerinden sıyrılarak Atatürk’ü konuşmak gerek bazen. Çünkü O’nu gerçekten anlamak, heykellerin önünde saygı duruşunda durmaktan çok daha öte bir şey; içsel bir mesele, bir duruş meselesi.

ÜLKÜ VURAL
ÜLKÜ VURAL 6
MASKELERDEN SIYRILARAK: ATATÜRK'Ü İÇSELLEŞTİRMEK

Hani derler ya "Atatürk gibi düşünmek" diye... Aslında mesele O'nun gibi düşünmek değil, O'nun gibi düşünebilme cesaretini gösterebilmektir. Düşünsene, her şeyin bitti denildiği, "Artık bu iş bitti, buralardan bir şey çıkmaz" denilen o en karanlık masada bile çıkıp "Geldikleri gibi giderler" diyebilmek ne büyük bir akıl, ne sarsılmaz bir inançtır. O inancı bugüne taşıyabilmek, işte asıl zor ve kıymetli olan bu.

​Atatürk’ü içselleştirmek demek, hayatta her şey üstüne üstüne gelirken bile aklından, mantığından ve bilimden vazgeçmemek demek. Kim ne derse desin, akıldan ve ilimden ayrılmayarak insana en büyük özgürlüğü, kendi ayakları üzerinde durma gücünü vermek demek.

​Bugün O'nu anmak yerine gerçekten anlamaya çalışmak; hayatımıza, kararlarımıza, duruşumuza şöyle bir dışarıdan bakabilmek demek. Kendi hayatımızın da mimarı olabileceğimize inanmak, kolaya kaçıp dogmalara sığınmamak, sorgulamak ve üretmek...

​Özetle; Atatürk’ü anlamak, O'nu geçmişte bırakmak değil, bugüne ve yarına taşımaktır. Ve en önemlisi, her sabah aynaya baktığımızda "Ben bu ülkeye, bu hayata, kendime ne katıyorum?" sorusunu sorabilme dürüstlüğüdür.

Yorumlar

0 yorum