KAYSERİ’DE İKİ SEÇİM, İKİ KADIN: ASIL MESELE NE?
Kayseri Barosu’nun 10-11 Ekim 2026 tarihlerinde yapılan olağan genel kurul ve seçimlerinde, baronun yüz yıllık tarihinde ilk kadın başkan adayı olan Av. Özden Ertan yarıştı. 17-18 Ekim’de gerçekleştirilen Yeni Parti Kayseri 1. Olağan Kongresi’nde ise iş kadını Nazlı Erdoğan il başkanlığına aday oldu. Her iki kadın da iki erkek adayla yarıştı ve seçimi son sırada tamamladı.
Kayseri’de ekim ayında, farklı alanlarda iki önemli seçim gerçekleştirildi.
Her iki seçimde kazanan başkanları tebrik ediyor, görevlerinde başarılar diliyorum. Yarışan tüm adayların emek ve çabasını da takdir ediyorum.
Peki, bu iki seçim bize ne anlatıyor? Asıl mesele yalnızca iki kadının seçimi kaybetmesi mi, yoksa kadınların karar mekanizmalarında daha fazla yer alabilmesi üzerine düşünmemiz mi?
Elbette her seçimin kendine özgü koşulları vardır. Sonuçlardan hareketle seçmenlerin tercih nedenlerini kesin olarak bilemeyiz. Ancak bu tablo, kadınların yönetim kademelerinde karşılaştıkları güçlükleri konuşmak için bir fırsattır.
Kadınların önündeki görünmez engel: Cam tavan
Kadınlar eğitimde, mesleki yeterlilikte ve deneyimde önemli mesafeler katetmelerine rağmen neden üst düzey yönetimlerde ve karar mercilerinde yeterince temsil edilemiyor?
Bu sorunun yanıtı yalnızca bireysel çabalarda aranamaz. Toplumsal cinsiyet rolleri, ev ve bakım sorumluluklarının çoğunlukla kadınlara yüklenmesi, ekonomik kaynaklara ve güçlü ilişki ağlarına erişimdeki farklılıklar kadınların önündeki engelleri artırabiliyor. Bazen kadınlardan kendilerini daha fazla kanıtlamaları beklenirken aynı özellikler erkeklerde liderlik göstergesi olarak değerlendirilebiliyor.
Kadınların yükselmesini zorlaştıran, açıkça görünmeyen bu engellere cam tavan diyoruz.
Hukuki eşitlik elbette çok önemli; ancak eşit hakların gerçek hayatta karşılık bulması için fırsatların adil paylaşılması, kurumların kapsayıcı olması ve yerleşik kabullerin değişmesi gerekiyor.
Peki, neyi değiştirmeliyiz?
Kadınların aday olması kadar, güçlü ekiplerle desteklenmesi, ortak hedefler etrafında örgütlenmesi ve seçim süreçlerinde yalnız bırakılmaması da önemli. Kadınların birbirlerine destek olması, deneyimlerini paylaşması ve dayanışma ağlarını güçlendirmesi başarı yolunu kolaylaştırabilir.
Ancak bütün sorumluluğu kadınlara yüklemek doğru değildir. Siyasetten meslek örgütlerine, iş dünyasından sivil topluma kadar tüm kurumların fırsat eşitliğini gözetmesi ve liyakati esas alması gerekir.
Ben de kurumsal bankacılık alanında Kayseri’nin ilk kadın banka müdürlerinden biri olarak, kadınların yönetim kademelerine ulaşmasının ne kadar önemli olduğunu biliyorum. Bir kadının başarması yalnızca kendi hayatını değiştirmez; kendisinden sonra gelecek kadınlara da cesaret verir. Bazen bir kadının açtığı kapıdan yıllar içinde yüzlerce kadın geçer.
Kadınların yönetimde daha fazla yer alması, erkeklerin kaybetmesi anlamına gelmez. Farklı deneyim ve bakış açılarının bir araya gelmesi ortak aklı güçlendirir. Kadınların birikiminden yeterince yararlanamayan bir şehir, kendi gelişim potansiyelini de sınırlandırmış olur.
Uzun sözün kısası kıymetli okurlarım…
Özden Ertan ve Nazlı Erdoğan’ın seçim sonuçları ne onların yönetme kapasitesini ne de kadınların başarı potansiyelini tek başına ölçer. Asıl soru, bundan sonra daha fazla kadının cesaret bulması ve eşit fırsatlarla yola çıkabilmesi için nelerin değişeceğidir.
Mesele kadınlarla erkekleri karşı karşıya getirmek değil; emeğin, liyakatin ve başarının cinsiyetten bağımsız değerlendirildiği bir ortamı birlikte oluşturmaktır.
Çünkü kadınların önündeki engeller azaldıkça kazanan yalnızca kadınlar değil, Kayseri ve Türkiye olacaktır.