Dijital Sevgi mi, Sevginin Dijital Yanılsaması mı?
Bugün seninle, dijital sevgi üzerine temellendirilmiş yapay sevgilerden bahsetmek istiyorum.
BÜYÜKŞEHİR’DEN KIRSALDA GÜÇLÜ TEMAS: 6 MAHALLEDE MUHTAR ZİYARETİ
BAŞKAN ÖZDOĞAN: "112 ACİL VE UMKE, BU MERKEZDE HİZMET VERECEK"
“GIDA KURTARMADA KAYSERİ’DE TEKİZ, TÜRKİYE’YE ÖRNEĞİZ”
MELİKGAZİ’NİN ULAŞIMDA YENİ GÜZERGAHI İÇİN ÇALIŞMALAR BAŞLADI
Erciyes38 FK, Diyarbekirspor’u konuk edecek
Uzman yazarlarımızın kaleme aldığı güncel ve bilgilendirici makaleler.
Bugün seninle, dijital sevgi üzerine temellendirilmiş yapay sevgilerden bahsetmek istiyorum.
Merhabalar sevgili okurum bugün dna'larımızın bedenimizde ve ruhumuzda olan etkilerinden biraz bahsetmek istiyorum kişinin biyolojik kodlarının ruhsal dengesinin en büyük anahtarının dna'larda saklı olduğunu biliyor muydunuz?
Yeni bir yıla girdik. Kayseri’de vitrinler süslü, çarşı kalabalık ama esnafın yüzü eskisi kadar gülmüyor. Çünkü şehir büyürken, geçim derdi de aynı hızla büyüyor.
Bugün ellerimizdeki o küçük ekranlar, sadece birer teknolojik alet değil; bizi kendi hayatımızın hem teşhircisi hem de gözetleyicisi yapan birer prangaya dönüştü. En mukaddes değerimiz olan insan mahremiyetini, dijital bir pazarın açık artırmasına çıkarmış durumdayız.
Geçtiğimiz günlerde bir ekranın ardında, sadece bir çocukla değil, koca bir yürekle tanıştım. Instagram canlı yayınında karşımda oturan Alihan Arslan, henüz 10 yaşında. Ama kelimeleri, bakışları ve o vakur duruşu yaşından çok daha büyüktü.
Uyuşturucu, İçki, Kumar ve Alışkanlıkların kötüsü ülkemizde kol geziyor!
Türk toplumu, asırlardır mayasında taşıdığı samimiyet, mahremiyet ve "biz" olma şuurunu, dijital dünyanın soğuk ve yapay iklimine kurban vermektedir. Bugün yaşadığımız süreç, basit bir teknolojik adaptasyon sorunu değil, kelimenin tam anlamıyla bir kültürel erozyondur; bir çürümeye dönüştü. Bu durumu daha önce kaleme aldığımız "Sessiz İşgal" adlı çalışmamızda şu ifadelerle tanımlamıştık:
Yine bir yılın sonuna geldik, ömür takvimimizden bir yaprak daha düşmek üzere. Şöyle bir çevreme bakıyorum; her yer bir telaş, bir hazırlık… Ama bu telaş biraz "emanet" gibi durmuyor mu üstümüzde? Sanki bizim olmayan bir elbiseyi giymeye çalışıyoruz da, bir türlü potluğu gitmiyor gibi.
2026 yılı için asgari ücret açıklandı. Rakam, kâğıt üzerinde önce bir “oh” dedirtiyor. Artış var, niyet var, masa kurulmuş, karar alınmış. Ama mesele tam da burada başlıyor: Kâğıt üzerindeki rakam, hayatın içindeki karşılığıyla örtüşüyor mu?