Toplumsal anksiyete sorunsalı
Görülmek mi, Yargılanmak mı?
MURAT TEMEL
351
<p>Bir kafede oturduğunu hayal et. Masanda kahve, etrafında insanlar… Ve zihninde hiç susmayan bir ses:<br />
“Acaba garip mi görünüyorum? Ya yanlış bir şey söylersem?”</p>
<p>İşte bu, adı konmamış bir misafir: toplumsal anksiyete.</p>
<p>Bu his sadece “utangaçlık” değil. Bazen ellerini soğutan, bazen kelimeleri boğazında düğümleyen ve seni sürekli sahneye çıkaran bir durum. Çünkü içten içe hepimiz bir şey isteriz: görülmek, kabul edilmek.</p>
<p>Ama bir şey oluyor… Kabul görmekle yargılanmak arasındaki çizgi zihnimizde kocaman bir duvar gibi yükseliyor. O zaman en basit buluşmalar bile bir sınav gibi geliyor. Bir doğum günü daveti, iş toplantısı, hatta markette kasiyere gülümsemek bile… Hepsi, “Ya hata yaparsam?” kaygısıyla gölgeleniyor.</p>
<p>Peki neden bu kadar arttı? Çünkü mükemmel görünme baskısı artık sadece yüz yüze değil; sosyal medyada da var. Her paylaşım bir yarış, her fotoğraf bir vitrin… Halbuki toplum bir jüri değil. Biz de o ağın bir parçasıyız.</p>
<p>Çözüm mü? Kusurlarınla görünmeye cesaret et. Hata yapmaktan korkma. Çünkü hatasızlık bir masal; insani olan, eksikleriyle tamamlanmak.</p>