İçeriğe geç
DOLAR49,45
EURO55,62
STERLIN66,01

Sustum haykırıyorum

Bir çığlık düşünün; boğazınızdan yükseliyor, ama havayı yırtıp geçmek yerine, geri dönüp göğüs kafesinizde kırılıyor. İşte bizim çağımızın sesi budur. Suskunluk, bir seçimden öte, bir kalkan haline geldi. Çünkü konuşsak da, biliyoruz ki duyulmayacağız. Kalabalıkların içinde bir hayalet gibi dolaşıyor, her geçen gün daha da kalabalıklaşan bir dünyada, daha da yalnızlaşıyoruz

İLHAN YILMAZ
İLHAN YILMAZ 453
<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Biz, s&uuml;rekli iletişim kuran ama bir t&uuml;rl&uuml; <em>bağlanamayan</em> bir nesiliz. Parmaklarımız ekranlar &uuml;zerinde dans ederken, ruhumuzun derinlikleri buz tutuyor. Herkesin elinde, kendisini d&uuml;nyaya a&ccedil;an sihirli bir pencere var, fakat o pencereden sadece s&uuml;sl&uuml; manzaralar yayımlıyoruz. Ger&ccedil;ek fırtınalar, ger&ccedil;ek yaralar, &lsquo;beğeni&rsquo; ikonlarının ardında saklanıyor.</span></span></p> <p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">​Hangi ara bu kadar hızlandık? Hangi ara insan olmanın inceliklerini unuttuk? Artık bir hik&acirc;yenin sonunu dinlemeye sabrımız yok, bir g&ouml;zyaşının nedenini sormaya mecalimiz kalmadı. Her şeyi hızla t&uuml;ketiyor, hızla yargılıyor, hızla unutuyoruz. D&uuml;ş&uuml;nce, derinlikli bir nehir olmaktan &ccedil;ıktı; sadece sığ, bulanık ve ge&ccedil;ici bir akıntıya d&ouml;n&uuml;şt&uuml;.</span></span></p> <p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">​Benim sustuğum yer, aslında bu iletişimsizliğin en y&uuml;ksek sesidir. G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m; insanların birbirine el uzatmaktan yorulmuş olmasıdır. Duyduğum; koca şehirlerin uğultusu altında ezilen, kimsesiz kalan seslerin titrek nefesidir. Kalabalık, acıyı dağıtmadı, aksine her birimizi kendi k&ouml;şemizde izole etti. Haksızlıklar karşısında başımızı &ccedil;evirişimiz, omuz silkişimiz, bizi yavaş&ccedil;a t&uuml;keten g&ouml;r&uuml;nmez bir zehirdir.</span></span></p> <p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">​Sustum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu g&uuml;r&uuml;lt&uuml;l&uuml; ve boşluğa d&uuml;şen konuşmaların i&ccedil;inde, hakikatin sesi sadece bir fısıltı olarak kalıyordu. Oysa biliyorum; bizi kurtaracak olan teknoloji değil, yeniden <strong>insanlık dilini</strong> &ouml;ğrenmektir. Birbirimizin sessizliğine kulak vermeyi, ekrandan değil, g&ouml;zden okumayı &ouml;ğrenmek zorundayız.</span></span></p> <p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">​Bu haykırış, bir umut kırıntısı taşıyor. Belki de bu suskunluk, hepimizi derinden sarsacak ve bizi tekrar konuşturacak. Ne zaman bu beton yığınları arasından &ccedil;ıkıp, ger&ccedil;ekten birbirimize dokunacağız? Ne zaman sadece <em>konuşmayı</em> bırakıp, kalpten kalbe <em>sohbet</em> edeceğiz?</span></span></p> <p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ne zaman...</span></span></p>

Yorumlar

0 yorum