İçeriğe geç
DOLAR49,45
EURO55,62
STERLIN66,01

Sosyal medyada kaybolan biz

Türk toplumu, asırlardır mayasında taşıdığı samimiyet, mahremiyet ve "biz" olma şuurunu, dijital dünyanın soğuk ve yapay iklimine kurban vermektedir. Bugün yaşadığımız süreç, basit bir teknolojik adaptasyon sorunu değil, kelimenin tam anlamıyla bir kültürel erozyondur; bir çürümeye dönüştü. Bu durumu daha önce kaleme aldığımız "Sessiz İşgal" adlı çalışmamızda şu ifadelerle tanımlamıştık:

Niyazi öztekin Sosyolog-Aile Danışmanı
<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&ldquo;Dijital emperyalizm, insanlığın yıkımını ger&ccedil;ekleştirmek i&ccedil;in yapılan kitlesel bir savaştır.&rdquo;</span></span></p> <p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;Sosyal medya bu savaşın; toplumu &ccedil;evreleyen kuşatmanın en g&uuml;&ccedil;l&uuml; silahı olarak evlerimizin baş k&ouml;şesine yerleşmiştir. Eskiden &quot;kol kırılır yen i&ccedil;inde kalır&quot; diyen o vakur ve asil duruş, yerini mahremiyetin pazara &ccedil;ıkarıldığı bir teşhirciliğe bırakmıştır. Teşhircilik ahlaki değerlerimizin &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;miş bir onur madalyası gibi taşınmaktadır. Ailemizin mahremiyeti, d&ouml;rt duvarın sırrı; &quot;takip&ccedil;i&quot; ve &quot;beğeni&quot; sayıları uğruna ifşa edilmektedir. İnsanlar artık anı yaşamak i&ccedil;in değil, o anı başkalarına ispatlamak, adeta &quot;ben de varım&quot; diye haykırmak i&ccedil;in yaşamaktadır.</span></span></p> <p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;R&ouml;ntgencilik ve teşhircilik k&uuml;lt&uuml;r&uuml;, T&uuml;rk toplumunun ruh sağlığında onarılması g&uuml;&ccedil; hasarlar bırakmaktadır. Sanal vitrinlerde sergilenen filtreli mutluluklar, ger&ccedil;eklikten uzak yaşanan hayatlar; gen&ccedil;lerimizde derin bir yetersizlik hissine, ailelerde ise doyumsuz bir kıyaslama hastalığına yol a&ccedil;maktadır. Ger&ccedil;ek iletişim bağları kopmuş, evimizin i&ccedil;inde birbirine mesaj atan, g&ouml;z g&ouml;ze gelip konuşamayan yabancılara d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;ld&uuml;k.</span></span></p> <p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;Durumlar değerlendirilip bir sonuca ulaştığımızda bu gidişat, sessiz işgalin zihinlerdeki zaferidir. &Ccedil;are; teknolojiyi reddetmekte değil, irademizi o renkli ekranların ill&uuml;zyonuna aldanmamakta yatar. Ger&ccedil;ek hayatın filtresiz olduğunu hatırlamak zorundayız.</span></span></p> <p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;Aklımızın bir kenarına şu c&uuml;mleyi yazalım; &lsquo;&rsquo;Ekranın ışığı ne kadar parlak olursa olsun, evin i&ccedil;ini aydınlatmaya yetmez.&rsquo;&rsquo;</span></span></p>

Yorumlar

0 yorum