Fon piyasasında “Garanti kazanç” masal zedeleri
Geçtiğimiz hafta bu köşede kaleme aldığım "Fon Zararının Bedelini Kim Ödeyecek?" başlıklı yazımda, piyasalarda rüzgar gibi esen ve sıradan vatandaşın cebini doğrudan hedef alan tehlikeli bir gidişata dikkat çekmiştim. (O yazıyı okumayanlar veya detaylarını merak edenler için yazı arşivde duruyor) Bugün o tartışmayı biraz daha derinleştirerek, sistemin arka planında dönen dolaplara, içeriden sızan bilgilere ve fırtına kopmadan önce gemiyi terk edenlere biraz yakından bakalım istedim …
ŞENEL GÜNGÖR
291
<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ekonomi koridorlarında, bankacılık mutfağında yıllarca yöneticilik yapmış biri olarak piyasaları izlerken en çok içimi yakan şeylerden biri, "garanti kazanç" vaatleriyle insanların kapısının çalınmasıdır. </span></span></p>
<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Artan geçim sıkıntısı, eriyen alım gücü ve geleceğe dair büyüyen endişeler, masum insanları bir çıkış yolu aramaya iterken; bu zaaflar ne yazık ki birileri tarafından ustalıkla sömürülüyor.</span></span></p>
<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ancak meseleye bakarken yapılan büyük bir haksızlık da var: Sokaktaki insanı, dişinden tırnağından artırdığı üç kuruşu korumaya çalışırken “kolay yoldan köşe dönme peşinde” ya da piyasayı bilmeyen saf insanlar olarak yaftalamak asla doğru değildir. Zenginleşmek için her türlü riskin üstüne gözü kapalı atlayan, içerideki tuzağın farkında olup "ben vurup kaçarım" diyen ayrı bir kesim var elbette. Fakat geçim cenderesinde sıkışıp kalmış, sadece geleceğini güvenceye almak için çırpınan geniş bir kitleyi bu kefeye koymak büyük bir haksızlıktır.</span></span></p>
<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İşin asıl acı ve karanlık tarafı ise tam burada başlıyor…</span></span></p>
<p> </p>
<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Piyasada fırtına kopmadan, sistem çökmek üzereyken içeriden bilgi alan, ayrıcalıklı tüyolara sahip bir kesimin varlığını ve varlıklarını bu fırtına kopmadan önce nasıl ustalıkla kaçırdıkları sanki yavaş yavaş ortaya çıkıyor gibi. </span></span></p>
<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Onlar köşeyi çoktan dönüp limana yanaşırken, arkada bırakılan masum yatırımcılara ise patlamaya hazır bir enkaz mı kalıyor ? diye sormak lazım diye düşünüyorum …</span></span></p>
<p> </p>
<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Peki, içeriden sızdırılan o sahte "garanti" rüzgarları duvara çarptığında, o birikimler buhar olup gittiğinde ne oluyor? </span></span></p>
<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Birkaç haftadır gördüğümüz üzere devada fon zararları ortaya çıkıyor. Ve asıl can alıcı soru yine önümüze dikiliyor: Bu zararın bedelini kim ödeyecek?</span></span></p>
<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Daha önceleri de yazdığım üzere</span></span></p>
<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">finans dünyasının temel kuralı şudur: Yüksek getiri vaadi varsa, "Ne kazanacağım?"dan önce "Bu kazanç hangi kaynağa dayanıyor, içeride ne dönüyor ve benim riskim nerede?" diye sormak şarttır. Yani riskler şeffaf değilse, orada yatırım fırsatından ziyade büyük bir alarm zili çalıyor demektir. Yatırımcının da elbette parasını teslim edeceği kurumu araştırması gerekir; fakat içerideki kirli bilgiyi saklayanların ve bunu zamanında denetlemeyenlerin sorumluluğu asıl tartışılması gereken konudur diye düşünüyorum. </span></span></p>
<p> </p>
<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çünkü bu fon krizi demek basit kalıyor fon dolandırıcılığında Tehlike sinyalleri uzun süredir varlığını hissettiriyorken sormak zorundayız:</span></span></p>
<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"> * Neden zamanında ve caydırıcı bir müdahale gelmedi?</span></span></p>
<p> </p>
<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">*İçeriden bilgi sızdıranlar ve fırtına kopmadan varlıklarını kaçıranlar kimler tarafından korundu?</span></span></p>
<p> </p>
<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">*Denetçi gözler bu süreçte neden sessiz kaldı?</span></span></p>
<p> </p>
<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hukuki süreçler tamamlanmadan peşin hüküm vermek doğru değildir; ancak yetki makamındakilerin görevlerini gereği gibi yapıp yapmadığı adalet terazisinde titizlikle tartılmalıdır.</span></span></p>
<p> </p>
<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Günün sonunda tabloya baktığımızda, o acı soru bütün çıplaklığıyla ortada duruyor:</span></span></p>
<p> </p>
<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Geçim derdiyle köşeye sıkışan o masum yatırımcı mı faturayı ödeyecek? </span></span></p>
<p> </p>
<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ya da büyük fırtınadan önce varlığını kaçırıp köşeyi dönenler mi? </span></span></p>
<p> </p>
<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yoksa faturanın en sonunda kesildiği adres olan, milyonlarca dürüst vatandaşın ödediği vergiler mi?</span></span></p>
<p> </p>
<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Asıl mesele, adaletin bu hesabı gerçekten hak eden adrese kesip kesmeyeceğidir.</span></span></p>