İçeriğe geç
DOLAR49,45
EURO55,62
STERLIN66,01

Toprağımızı ve çiftçilerimizi bize küstürmeyin

Bir yanımızda yemyeşil ovalar, bereket fışkıran topraklar... Diğer yanımızda ise bu toprağı işleyen, alın terini damlatan, ama ne yazık ki borç içinde yüzen bir çiftçi kesimi. Buğdayından pamuğuna, mısırdan ayçiçeğine kadar her ürün, çiftçinin elinde bir umut olmaktan çok, her geçen gün büyüyen bir endişe yumağına dönüşüyor. Toprağımız varken, çiftçimiz neden doyamıyor? İşte bu, üzerinde durulması gereken en can alıcı soru.

İLHAN YILMAZ
İLHAN YILMAZ 541
<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">&Ccedil;ift&ccedil;i her sezona, ge&ccedil;en sezondan kalan borcun &uuml;zerine eklenen yeni bir maliyet y&uuml;k&uuml;yle başlıyor. Tohumun fiyatı, mazotun pompada s&uuml;rekli artan etiketi, g&uuml;brenin dudak u&ccedil;uklatan bedeli ve ilacın pahalılığı... T&uuml;m bunlar, daha tarlaya adım atmadan &ccedil;ift&ccedil;inin belini b&uuml;k&uuml;yor. Sanki birileri, bu toprağın sahibini, ektiği her taneyle daha da bor&ccedil;landırmaya yemin etmiş gibi. Trakt&ouml;r&uuml;n deposunu doldurmak, eskiden bir gereklilikken şimdi neredeyse bir l&uuml;ks haline geldi. Tarlasına her gidiş, c&uuml;zdanından eksilen bir par&ccedil;a demek.</span></span></p> <p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Peki, bu kadar masrafın ve emeğin sonunda &uuml;r&uuml;n tarladan kalkınca ne oluyor? İşte bu, hikayenin en acı kısmı. &Ccedil;ift&ccedil;i, <strong>&quot;Toprak beni değil, ben toprağı doyuruyorum&quot; dercesine &uuml;r&uuml;n&uuml;n&uuml; zararına satmak zorunda kalıyor. </strong>Aracılar, komisyoncular, zincir mağazalar... Hepsi tarladaki &uuml;r&uuml;n&uuml;n &uuml;zerine kat be kat fiyat eklerken, &uuml;reticinin eline ge&ccedil;enle, bir yıllık emeği ve maliyetleri arasında devasa bir u&ccedil;urum oluşuyor. &Ouml;rneğin, tarladan ucuza &ccedil;ıkan pamuk, tekstil &uuml;r&uuml;nlerinde devasa kar marjlarıyla satılırken, pamuk eken &ccedil;ift&ccedil;i bor&ccedil; i&ccedil;inde y&uuml;zmeye devam ediyor. Ay&ccedil;i&ccedil;eği tarlası umutla doluyken, hasat zamanı beklenen fiyatı bulamamak, &ccedil;ift&ccedil;inin motivasyonunu yerle bir ediyor.</span></span></p> <p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Buna bir de tahmin edilemez doğa koşullarını ekleyin. Kimi zaman kuraklık, kimi zaman dolu, kimi zaman sel... Bir gecede t&uuml;m emekleri silip s&uuml;p&uuml;rebiliyor. Sigortalar, &ccedil;ift&ccedil;inin sırtındaki y&uuml;k&uuml; tamamen hafifletmekten uzak kalıyor. Yani &ccedil;ift&ccedil;i, sadece ekonomik şartlarla değil, aynı zamanda &quot;doğa olaylarıylada&quot; &nbsp;m&uuml;cadele etmek zorunda kalıyor. Her yeni mevsim, onun i&ccedil;in bir &quot;beklentiler piyangosuna d&ouml;n&uuml;ş&uuml;yor.</span></span></p> <p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><strong>Bu durum, sadece &ccedil;ift&ccedil;inin ekonomik refahını değil, &uuml;lkenin gıda g&uuml;venliğini de tehdit ediyor. </strong>Tarlasını ekmekten vazge&ccedil;en, k&ouml;y&uuml;n&uuml; terk eden &ccedil;ift&ccedil;ilerin sayısı her ge&ccedil;en g&uuml;n artıyor. Eğer topraklarımız işlenmez, gıda &uuml;retimimiz azalırsa, market rafları boş kalır, fiyatlar daha da artar ve dışa bağımlılığımız korkun&ccedil; boyutlara ulaşır. Bug&uuml;n &ccedil;ift&ccedil;imizin yaşadığı sıkıntı, yarın hepimizin sofrasına yansıyan bir kriz demektir.</span></span></p> <p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Peki, bu kısır d&ouml;ng&uuml;den &ccedil;ıkış yolu nedir? Devletin, &ccedil;ift&ccedil;inin nefes almasını sağlayacak somut adımlar atması ka&ccedil;ınılmaz. Girdi maliyetleri &uuml;zerindeki fahiş artışlar kontrol altına alınmalı, s&uuml;bvansiyonlar ger&ccedil;ek&ccedil;i bir seviyeye &ccedil;ekilmeli ve <strong>mazot, g&uuml;bre gibi temel giderlerde doğrudan destekler sağlanmalı. </strong>&Uuml;r&uuml;n alım garantileri ve taban fiyatlar, &ccedil;ift&ccedil;inin emeğinin karşılığını almasını sağlayacak, maliyetlerin altında ezilmesini engelleyecek d&uuml;zeyde belirlenmeli. Ve en &ouml;nemlisi, tarladan sofraya uzanan zincirdeki aracıların haksız kazan&ccedil;ları engellenmeli, piyasada adil bir rekabet ortamı sağlanmalı.</span></span></p> <p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif">Buğday demek ekmek demek, mısır demek hayvan yemi demek, pamuk demek giysi demek. Bunların hepsi, &ccedil;ift&ccedil;inin elinden &ccedil;ıkan, alın teriyle yoğrulan &uuml;r&uuml;nler. <strong>Onlar toprağı işlerken y&uuml;zleri g&uuml;lmezse, bu &uuml;lkenin geleceği de tebess&uuml;m etmez. &Ccedil;ift&ccedil;imize sahip &ccedil;ıkmak, aslında kendi geleceğimize sahip &ccedil;ıkmaktır. </strong>Aksi takdirde, toprak varken doyamayan bir &uuml;lkenin acı ger&ccedil;eğiyle y&uuml;zleşmek zorunda kalırız.</span></span></p> <p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><strong>Bu yazıyı ailesine &ccedil;ift&ccedil;ilik yaparak bakan, emeğini hayatı boyunca toprağa verip topraktan kazancını &ccedil;ıkaran bir babanın evladı olarak yazıyorum. &Ccedil;ift&ccedil;ilerimiz d&uuml;nlerine k&uuml;sm&uuml;ş yarınlarından umudunu yitirmiş durumda.</strong> Burada yapılması gereken her konuda &ccedil;ift&ccedil;ilerimizi desteklemek ve yanlarında olmaktır. &Ccedil;ift&ccedil;ilerimizi ve toprağımızı bize k&uuml;st&uuml;rmeyin.</span></span></p>

Yorumlar

0 yorum